Eğitim diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, toplumsal ilişkilerin değişmesine paralel olarak farklı aşamalardan geçmiştir. Antik Isparta uygarlığında köle yetiştirmenin tekniklerini öğreten, feodalizmde dogmatizme bağlı olarak dinsel zemin üzerinde şekillenen, kapitalizmde görece de olsa dinsel dogmatizmden arınmış görünen fakat esas olarak sermaye sınıfının çıkarlarını koruyan bir eğitim anlayışı mevcuttur. 80’ den sonra bütün dünyada yaşanılan kapitalizmin krizine bağlı olarak gelişen yapısal değişiklikler sonrasında üniversiteler, öğrenimden daha çok tekno-kentler vb. aracılığıyla piyasaya nitelikli meta üreten bir zemine oturtulmuştur. Böylelikle bilgi, parası olanın alabileceği bir değer haline gelirken yoksul kesimler bu süreçten dışlanmıştır. Şu anda genel olarak üniversitelerde aldığımız eğitim bunun bir göstergesidir. Derslerde Kentsel Dönüşüm Projeleri; çökmekte ve bozulmakta olan kentsel mekânın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarını kapsamlı yaklaşımlarla iyileştirmeye yönelik uygulanan strateji ve eylemlerin bütünü şeklinde bize sunulmaktadır. Fakat 19 Mart’ta ODTÜ Mimarlık Amfisinde Mamak ve Dikmen halkının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz ’KENTSEL DÖNÜŞÜM’ konulu panel, durumun tam tersi olduğunu göstermiştir.
Aziz Nesin’in dediği gibi ’Okumuş insanlar halka karşı sorumludur.’ Bizler ODTÜ Mimarlık Topluluğu ve Yapı Topluluğu olarak bu duyarlılıkla, kentsel dönüşüm projeleri adı altında esas olarak yoksullara ve kentlerimize bir bütün olarak geliştirilen bu saldırıya karşı akademisyeni, öğrencisi, çalışanlarıyla üniversite bileşenlerini; başta gecekondu halkı olmak üzere toplumun diğer muhalif kesimleriyle birleştirip ortak mücadele etmenin bir zorunluluk olduğunu savunuyoruz.