AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ’’Basın özgürlüğü size yalan yazma, insanların şeref ve haysiyetleriyle oynama hakkı vermez. Yazacaksanız, doğrusunu yazın. Yalan yazmaya, insanları asılsız iftiralarla karalamaya hakkınız yok. Bunun adı basın özgürlüğü değildir, olamaz’’ dedi.
Erdoğan, AK Parti Bayrampaşa İlçe Teşkilatı’nın Bayrampaşa Spor Kompleksi’nde düzenlenen 3. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, dün Göngören’de yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, şunları kaydetti:
’’Tabii, sayın Aydın Doğan çok rahatsız oldu. Akşam da yazılı bir cevap vermiş. Tabii, bu yazılı cevabın cevapsız kalması mümkün değil. Çünkü bu hamur daha çok su kaldırır. Sayın Doğan, verdiği yazılı cevapta ağını kurtarmaya gayret etti. Benim dünkü açıklamayı biraz daha açmam gerekecek. Öyle görünüyor. Tabii Aydın Doğan’ın Genel Yayın Yönetmeni ve kendisi bir cevap verme yarışına girmişler. Yönetmen diyor ki ’İnsani duyguları sömürenleri yazmayalım mı?’ ’Yazma’ diyen mi var? Yaz da, doğruları yaz; yalan ve iftira yazma...
Daha düne kadar Baykal ile paslaşma halinde, toplanan yardım paralarının Başbakan Tayyip Erdoğan’a elden verdiğini veya verildiğini gösteren makbuz belgesi diyordunuz, bunu Sayın Baykal da diyordu, kendileri de diyordu, hatırlayınız. Peki ne oldu belgeye? Kayıp mı oldu? Yoksa bir gecede değişi mi verdi? Nerede o sözünü ettiğin tutanak? Ben ’Hadi çıkın ispatlayın’ deyince, şimdi yarım ağız ’Başbakan’a elden değil, başbakanlığa verildiğini’ söylüyorsunuz. Bu iki şey aynı şey mi peki? Madem öyle, baştan doğrusunu yazsaydınız ya. Doğrusunu beni konuşturduktan sonra mı öğrendiniz de şimdi yazıyorsunuz?’’
-AYDIN DOĞAN’A SORULAR-
Aydın Doğan’ın dün yaptığı yazılı açıklamaya değinen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
’’Sayın Aydın Doğan, dün hala ’İddia sahibi ben değilim. Sanıklardan biri toplanan paraların Başbakan’a verilmek üzere birisi tarafından alındığını söylüyor. Benim medyam sadece mahkeme safahati hakkında bilgi veriyor’ diyor. Peki soruyorum. Hukukta ’yataklık etme’ diye bir olay var sayın Doğan. Şu anda böyle bir iftiraya yataklık ettiğinin farkında mısın? Önce bunu da bir öğreneceksin, soracaksın. Hani sen Türkiye’nin bir numaralı medya grubusun ya, sor bakalım, Başbakanlığın basın baş müşaviri var... ’Böyle bir şey duyduk doğru mudur?’ diye, buradan bir teyit etsene. Niye teyit etmiyorsun?
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına bir kara leke atmanın ne denli çirkin olabileceğini hiç aklının ucundan geçirmiyor musun? Yoksa eski komünistlerin yaptığı gibi ’İftira at, tutmasa da iz bırakır’ mantığıyla mı hareket ediyorsun? Mantığın bu mu? Sanığın sözünü ettiği, dosyasına konan tutanak nerede? Onu neden yayımlamıyorsunuz?
Bak, ben sana tutanağı anlatayım. Ne yazıyor iyi dinle. Bunu da öğren... Tutanak dediğiniz, ama yayınlayamadığınız şey, üzerinde imza ve rakam olmayan bir makbuz. ’Taslağı, başbakanlık üzerinden tsunami bölgesine göndermek üzere teslim aldım’ diyor. Benim adım da unvanım da yok. Rakam ve imza bile yok. Yani başbakanlığın açtığı yardım hesabına herhangi bir paranın yatırıldığını da kanıtlamıyor bu makbuz dediğiniz şey, tutanak dediğiniz şey. Mahkeme safahati hakkında böyle mi bilgi veriyorsunuz?’’